12 Ağustos 2014 Salı


büyük hataların kadınıyım ben
hatalarım büyüdükçe büyüyorum
çoğu kendime sır kalacak cinsten
bir bilsen şüphe edebilirsin
her neden istersen

alışılmış kararlar vermedim
olası kişileri sevmedim
bedel denilen neyse de ödemedim!
zamanla ama azaldı konuşmam
daha çok fikrim varken
kendimi seçtim
dünya dışarıda kudururken.

işte bu yüzden seni tanımak  ve
hakkında yanılmak istiyorum
çünkü en çok yanılgılarımı seviyorum.
bütün klişeler,
kanıksanmışlar, benimsenmişler,
toplumsallaştırılmışlar,
normalleştirilmişler
BİR YANA
hala sayıklıyorum pirincin taşını...
sıkıntı da mutluluk gibidir
paylaştıkça çoğalır...

10 Nisan 2014 Perşembe

DRAM

Belki de dram
İki kadının aynı adamı düşünerek
Aynı şarkıda kala kalmasıdır
Belki de adamın o şarkıyı biliyor olmasıdır
Kadınlardan birinden dolayı…
Dram en iyi bilen
Kendini doğurmayı

Kadın doğmak dram doğmaktır
Dram doğurmaktır

Dramdan doğmaktır üstelik

6 Aralık 2013 Cuma

...

sürekli bir damla yaş gözünde
sanki bir şeylere hazırlanamaz gibisin
balık ve deniz
göz ve yaşı
hatta ağa takılmış balığa
gözlerini verebilirsin

deniz de, göz de şemsiye açmaz
ahmak da ıslatsa, sel de
dişlerini gıcırdatır yasaklar
saklanıp uykunun kuytusuna
haberin olmaz
yersin o balığı
çünkü
göze alamazsın
göze alamadığınla beslenmen ve ağlamaman gerekir


28 Haziran 2013 Cuma

gamkir

biz fakiriz
onlar sikir
bilemedin mikir
bir kadın okumadıklarını -halıya- dokir
okuduklarıysa bir adamın içine dokir
ne önemi var
önünde sonunda yılan dönüp kendini solkir
farkı yoktu doğanın bebek ağzından
onu da tükettik lakir lakir
sırf bu gam yüzünden
kir yüzünden
yer-yüzünden ölmek ge-rekir.



24 Haziran 2013 Pazartesi

gölge

duvara dayanmış gibi sırtım
gölgem içimde patladı

o kadar birlikte gezdiğim
boş, karanlık 
bağımlı, zavallı
gölgeler...

hiçbir şey eskisi gibi değildi artık
zaten eskisi de hiçbir şey değildi


elbet su yükselir
bulur beni;
her sabah
ilk ışıkta soyunmaya başlar
bütün taşlar
ve
taşır soyunduklarını
küçük, umutsuz gölgeleri...

6 Aralık 2012 Perşembe

çok yorulmuşsun yerine sevseydin

beraber başladığımızda yürümeye
ve bir süre de sevinçle ilerlediğimizde yan yana
devam ederken biraz dinlenmeye karar verip sen devam et demeseydin
ben yürürken sana inanarak
iyice geride kalıp
kafana göre kararlar vermeseydin
arayı açmışken ben iyice, bir anda ani bir kararla
peşimden koşmuş gelmişsin
pek çok şeyi ayrı yaşamışken aynı yolda
tam da yol ayrımına geldiğimde!
yine de sevindim ama
çok yorulmuşsun
yerine sevseydin...



7 Kasım 2012 Çarşamba

yağmamur

bazı yağmurlar sırf seni bekler
yağmak için
nerede bir boşluğunu yakalasa
oraya delirir damlar
sırf seni kendi yapar.

o yüzden artık bana
YAĞMAMUR!


4 Kasım 2012 Pazar

bazı şeyler

bazı şeyler doktorun işidir
bazı şeyler mühendisin,
çöpçünün, ekmekçinin, işçinin,
öğretmenin...
bazı şeyler doğanın işidir
bazı şeyler zamanın!



28 Ekim 2012 Pazar

kandil

kandım dile
kandım
kanadım
yandım...

en anlamlı üç kelime geldi sonra
"hayat devam ediyor"

zırhlarla savaşmaktansa
zırhsız barışıp
havalandırdım ruhumu
çok pis kokmuştu

kışın hapşırmak gibiydi güneşe bakıp
hepsi
yaşam dolu
hapşırdım

kandil söndü

hoş yaşa
çok hoş yaşa
sen de gör
herkes görsün

bir hapşırıkmış ömrü
kandil söndü

26 Eylül 2012 Çarşamba

at gitsin

denize at,
boğulsa da su yüzüne çıkar
her şey sonunda!

bunca çiçek,
aroma
hayat demek
ki güzelliği batar içine
alamazsın tek nefes.

aradığını boğacaksın
ne de olsa sonunda,
sen iyisi mi
denize at...



8 Ağustos 2012 Çarşamba

tezat

geniş zamanlara
dar kapı

büyük duygulara
küçük kalp

kaç ömür sığar
bir hayata,
bir hataya kaç nasihat?

her şeyi gördüğünü sandığın anda,
nedir kalan sana
aklından geri?

öyle bilmek gibi olmuyor yaşamak,
nasıl mümkün olsun ki
çağlayan suyun doğasını ayıplamak?

iki kere iki
sanırken kendini sinerji,
akşamın kapısında
bıkmadan, usanmadan yatar sabah;
iki el arasındaki çaresizliğe
genişçe kurulur,
iki şehri de yakan tezgah...




18 Haziran 2012 Pazartesi

hangisi yalan?

hep söyleyeceğim
kirli beyaz
kırık beyaz
yalanlar

inan ki yalan!


6 Haziran 2012 Çarşamba

kaos


bu zekaya,
bu zihin yapısına
ve
bu kelimelere hapsolmuşuz
bu toprağa
üstüne- altına
eşsiz sandığımız,
büyülendiğimiz, ilham aldığımız
doğ - aya.
insan dilimli zamanla
sınırlı ömür
müebbetin arasına
çekilmez bazen
demirden parmaklık,
ya da her gözde görebilirsin
esareti

gelinen yer bilinmediği gibi
gidilecek de muamma
ya da her şey  
sadece göründüğü kadar
hayal ürünü
masallar  bize kalan;
ya da hepsi gerçek ama
tek insan hikaye,
tek insan palavra, yalan.

en akıllımız bir deli mi
ya da en delimiz bir dahi;
biz ki gökte gezen,
ayağı yere basan
asil varlıklarız der
hem deli
hem dahi!




31 Mayıs 2012 Perşembe

aynasıma

koskoca bir aynaya bakıyorum
ne varsa ardımda
dikiliyor karşıma
ben de geçiyorum
yansımayım ki yansıyorum
ve yansıtıyorum olanımı
herşey bir yanılsama
ve kırılıyor ışıkla

18 Mayıs 2012 Cuma

t-uzak

salıncakları özledim
aklımda sallanan
hiç olmayan oyuncakları
renkli kalemleri
kısacık
-parmaklarımı-
hayallerime uzamayıp
renge doymayan

boyu yordum...

boyanı yorum
boy andıkça
uzaklaşıyorum
uzaklaşıyorum
t-uzaklaşıyorum
çocuk gözlerim görmez oluyor
-siyah camın ardında-
çocukluğum nan-kör
artık elini de bırakıyorum...

yaşamın hatası ölüm
ölümün hatası yaşam

28 Şubat 2012 Salı

yaşıyordum

şimdiki zamanın hikayesiyim.

anlıyordum
dinliyordum
düşünüyordum
şaşırıyordum
üzülüyordum
seviyordum
biliyordum
yazıyordum
gülüyordum
geçiyordum
değişiyordum
serpiliyordum

21 Şubat 2012 Salı

hiç

kapıları çalmayı bırakalı,
oluyor
"kim o" diye sorulduğunda
verecek cevabım olmadığından
çünkü ben kimseyim

hiç

20 Şubat 2012 Pazartesi

her şey bir standarda bürünür

hangi zamanın kurbanlarıyız,
geçmiş?
şimdi?
gelecek?

neysek bugün
en fazla ölüyüz
en az yaşadığımız anlara!

korku farları,
silecekler,
yağmayan yağmurlar?

ne mola, ne dost
bir başına.

17 Ocak 2012 Salı

tam zamanı

bir zamanı var herşeyin
ne önce ne de sonra
olmaz doğası!

gelmenin tam zamanıysa
gitmenin de öyle
yer ver yeniye
ya da yenilmeye
olsa olsa ya yeninin
ya da yenilmenin zamanıdır tam da!

hayatı ıskalama ihtimalin yok
bunu anla!
çünkü zaten onikidesin
sanıyorsan da ıska
tam zamanıdır anca...

14 Aralık 2011 Çarşamba

...

san ki, dünya yok
bel ki, kendi inceliğine hasret
et ki, küçük hesaplarına uyuyor yalanın
bit ki, hiç olmadığın gibi...

9 Aralık 2011 Cuma

kılımız kıpırdamadı

en son
hangi cevapsız bilmece
unutuldu
hangi dağda öldü kurt
elinde tuttuğun kedi yavruydu
ürkek, titrek
sonra kovaladı,
aldı dokuz canından birini serçeden
anlamadık
o kadar bile gaddarken

en son
hangi sakız
patladı
gecenin orospu kahkahası çınladı
hangi tatlı dil
yılanı tuzakladı
sonra içti sütü kedi yavrusu
olmamış gibi hiçbir şey
düşünmedik
o kadar bile içindeyken

en son
hangi kavram zıttını
bulmadı
hangi sevgi nefretten doğmadı
kendine dönmedi yine
uzaklaştıkça kendinden
yavru kedi bir tırmık attı
kılımız kıpırdamadı
o kadar bile uyanıkken.

5 Aralık 2011 Pazartesi

aralık

aralıkken aylardan
bir kapı nasıl kapanır?

yaşamın yankısıdır yaşlılık
ve her ay aralık...

2 Aralık 2011 Cuma

sinmek

gece
ve yine uyuyorum
aklıma

yoruyorum geçmişi
sağa sola döner dururken,
geleceği kuruyorum
yetiyor gücüm buna
herşey beni kurarken
-turşu kıvamına-
hissediyorum, yaklaşıyorum

gece
ve yine kalıyorum
aklımda
içime siniyorum
siniyorum içime
içimi emziriyorum
içimi emiyorum
içimden geliyorum

gece
ve yine yatıyorum
aklıma

17 Kasım 2011 Perşembe

arayış

çakırım
değilsem
içtiğimin hatırı kalır
nasıl ki her martıdaysam
her uçuşum kayıtsız
martlar çırpınıyorsa
bahar bahar diye
ben de çarpıyorsam
her cereyanda serpsert
ödü patlayanda
kalsa da aklım
korkuyu yenen
bendendir
yine uslanmam
ama
aklım, kafamı kurcalayan bulmaca
derdim, hep aramak!
gelsin
olumla da olsa ölüm de
illa bulmak olsun sonunda.

14 Kasım 2011 Pazartesi

yürü-me-yen merdiven

tersim
yürüyen merdivene
hareketimi aldığı için,
onda da bir sol şerit
-yürüyen merdivende-
bu neyin acelesi?
hani diyorum
eksik insanların
dikiz aynası ve kornası...

olabildiğince
ağırdan almalı oysa,
olsa
bir yol
dönmeli,
merdiven durmalı
insan bazen inmeli
çıkmalı
hatta düş
(gör)meli

içimize
bir su yolu
belki bir sökük yürür
elimize örme
özgürlüğü (kendini)
ve
ayaklarımıza iz bırakan
yollarla...

4 Kasım 2011 Cuma

KUR AL

neler geçmez ki akıldan
sonrasını düşünürken
bugünde unutulan

aslında neredeyse yaşanabilirdi
eksik bırakılanlarla...

oyunumdu bir başıma
ebe ben sobe ben
kendime saklandım,
aradığım yine kendim.

inanılır
çenesi düşük eşya evlerine
yüklenirsin...

anları tutan fotoğraflar
söz(süz)lüktür sırasız duygulara

ve sonunda gelir
gelmek zorunda;
mutlu son...

2 Kasım 2011 Çarşamba

bulmanın dili aramak
gerçeğin dili sessizlik
gerisi
kötü çeviri...