aynalara bakan
kendini görür
kendine bakan aynaları.
ta ki birgün
kırılmış şehrin aynaları,
suları çekilmiş,
yansımamış aksi
aksine.
o zaman
bakıp en yakın gözde
kendine,
göze göz
itiraf avazları
aslında böyle kazanmış
dişe diş,
kısasa kısas aşkla anlamını.
ne zaman ki aynacı
gelmiş şehre
en süslüleriyle.
aynalara bakan görmemiş kendini,
kendine bakan aynaları.
en yakın göze ilişmemiş
anlamı.
sessizlik basmış sislerle aynaları.
kırılması yasaklanmış,
her kırana bir göz biçilmiş,
ama varken ayna
göz 5 para etmezmiş.
ilk kırılana
bedel olmuş ilk göz
bakılamayan, ödenemeyen.
göze göz,
dişe diş,
bu kırık hikaye
kısasa kısas.
burada şiiri yazan kişi aslında herşeyin saçmalık olduğunu anlatmaya çalışmış.
insanlar, haberleşmenin en zor olduğu zamanlarda ne yapmış ne etmiş haberleşmiş, o yüzden umutları da kırıklıkları da uzun sürmüş.
şimdi ise iletişimin 1000 şeklindeyiz ama ne umut ne kırık, hepsi harcanır olmuş.
aynaya bak, kendi gözünü görmeyi dene ve yapabilirsen dürüst ol,
bu saçmalığın ne çeşit bir parçasısın?
aslında bugün kötü olan her anlamı iyileştirecek bir geçmişe sahip olabilirdik, gözlerimizi görebilseydik...
23 Aralık 2009 Çarşamba
14 Aralık 2009 Pazartesi
masal
her salıncakta bir çocukluk sallanır
ben masal anlatırım.
kaydıraktan
dondurma kayar eriyerek,
tahterevalli ikide bir
öptürür güneşe alnını.
tahta at olduğu yerde yorulur,
aynı yerde kumlar
sanatın ta kendisidir
çocuk ellerde yoğrulur.
Uç uç böceği
pamuk helvayla beslenir
belli olur renginin sebebi,
ağaç dedeyse sayamaz
bir günde kaç kere sobelendiğini.
esnaf satar yağını - balını,
kayıkçının yüreği
hop hop eder
ama hiç bulunamaz
portakalı soyan yalancı.
bir salıncakta ben sallanırım
her çocuk masal anlatır.
ben masal anlatırım.
kaydıraktan
dondurma kayar eriyerek,
tahterevalli ikide bir
öptürür güneşe alnını.
tahta at olduğu yerde yorulur,
aynı yerde kumlar
sanatın ta kendisidir
çocuk ellerde yoğrulur.
Uç uç böceği
pamuk helvayla beslenir
belli olur renginin sebebi,
ağaç dedeyse sayamaz
bir günde kaç kere sobelendiğini.
esnaf satar yağını - balını,
kayıkçının yüreği
hop hop eder
ama hiç bulunamaz
portakalı soyan yalancı.
bir salıncakta ben sallanırım
her çocuk masal anlatır.
20 Ekim 2009 Salı
PARAŞÜT GERDEĞİ
yalan yarına
paraşütle atladım.
ayaklarım yaklaştıkça
sandım basar yere
paldır küldür yuvarlandım.
dolandı,
etlerim kesildi;
atınca da bağlandığım ipleri,
kuklacıdan bir daha hiç
haber almadım.
baktı yarından şöyle bir yalan,
ayarı, kıvamı tamam,
sırasıdır artık
getirin yeni gelini!
iplerin olmadan
olamamanın bedeli
bir daha
biri daha
yalan düzenin
gündüz gözüyle
paraşüt gerdeği.
paraşütle atladım.
ayaklarım yaklaştıkça
sandım basar yere
paldır küldür yuvarlandım.
dolandı,
etlerim kesildi;
atınca da bağlandığım ipleri,
kuklacıdan bir daha hiç
haber almadım.
baktı yarından şöyle bir yalan,
ayarı, kıvamı tamam,
sırasıdır artık
getirin yeni gelini!
iplerin olmadan
olamamanın bedeli
bir daha
biri daha
yalan düzenin
gündüz gözüyle
paraşüt gerdeği.
09 Ekim 2009 Cuma
HEYKEL
çıldırmakla ermek arasında
incecik hattayım,
çıldırsam eremem,
ersem çıldıramam!
müze kapısında
nöbette,
eli ayağı uyuşmuş
kıpırtısız,
bekler kararımı
asker.
çıldırsam eremem,
ersem çıldıramam.
düşünemiyorum,
imkan yok düşünemiyorum!
uyuşmaya devam...
çılgınla eren uyuşana kadar birbirine,
biri elim biri ayağım olana,..
hayatta kımıldamayacağım!..
incecik hattayım,
çıldırsam eremem,
ersem çıldıramam!
müze kapısında
nöbette,
eli ayağı uyuşmuş
kıpırtısız,
bekler kararımı
asker.
çıldırsam eremem,
ersem çıldıramam.
düşünemiyorum,
imkan yok düşünemiyorum!
uyuşmaya devam...
çılgınla eren uyuşana kadar birbirine,
biri elim biri ayağım olana,..
hayatta kımıldamayacağım!..
GÜL DÜŞMANI
kötü bi'şey söylese sana biri
ya da durulsan, burulsan bi'şekilde
odam soğurdu benim,
inanmazdın sen
böyle kadın zırvalarına.
aslını bilirdim,
bilirdim saklardın ruhunu
henüz tanışmadığın "O"na.
bir gül daha kaldı
gülizarda,
oysa sana sunmuştu boynunu
uzunca.
adımlarına dolandı dolanmasına da
umut daha güzeldi gülden
nasıl olsa
ve nasıl olsa,
daha çoook gül vardı gülizarda.
ya da durulsan, burulsan bi'şekilde
odam soğurdu benim,
inanmazdın sen
böyle kadın zırvalarına.
aslını bilirdim,
bilirdim saklardın ruhunu
henüz tanışmadığın "O"na.
bir gül daha kaldı
gülizarda,
oysa sana sunmuştu boynunu
uzunca.
adımlarına dolandı dolanmasına da
umut daha güzeldi gülden
nasıl olsa
ve nasıl olsa,
daha çoook gül vardı gülizarda.
26 Eylül 2009 Cumartesi
DİLEK
su değirmeni olsam
biraz su alıp
sana versem,
biraz su alıp
sana versem,
biraz su alıp
sana versem,
suları biraz biraz alıp
hep sana versem.
serpten...
biraz su alıp
sana versem,
biraz su alıp
sana versem,
biraz su alıp
sana versem,
suları biraz biraz alıp
hep sana versem.
serpten...
16 Eylül 2009 Çarşamba
SÖZDE ÖZNE
09 Ağustos 2009 Pazar
İRONİ
kurtuluş yok
taşınabilir bellekten
kapalı devre yayında,
özel salon
özel gösterim,
zamansız, koşulsuz
yüklenir durur içimize.
eziyet patronuyuz
ahtapot ironisiyle,
sekiz kolunun birini saramaz kendine,
sekizi de bağlı hayata
müebbet ölümle!..
taşınabilir bellekten
kapalı devre yayında,
özel salon
özel gösterim,
zamansız, koşulsuz
yüklenir durur içimize.
eziyet patronuyuz
ahtapot ironisiyle,
sekiz kolunun birini saramaz kendine,
sekizi de bağlı hayata
müebbet ölümle!..
29 Temmuz 2009 Çarşamba
KUYRUKLU YALAN
kuyruğunu değiştiriyor gün
eskisini sıyırıyor üzerinden
şahane görünüyor sabah saatleri.
kısılıyorum gözlerine
o aralıkta kalsam
hiç kırpılmadan.
duramıyor ne o büyülü an
ne de o andaki adrenalin,
heyecan.
geçiyoruz hepsini el ele
kalabalıktan tenhaya,
atılmış kuyruklar etrafımızda.
yanyana yürürken öylece
önce küçük bir boşluk
giriyor aramıza
ve biz kalamıyoruz ayrılmadan.
TÜM GEÇEN GÜNLERSE
BİRER KUYRUKLU YALAN...
eskisini sıyırıyor üzerinden
şahane görünüyor sabah saatleri.
kısılıyorum gözlerine
o aralıkta kalsam
hiç kırpılmadan.
duramıyor ne o büyülü an
ne de o andaki adrenalin,
heyecan.
geçiyoruz hepsini el ele
kalabalıktan tenhaya,
atılmış kuyruklar etrafımızda.
yanyana yürürken öylece
önce küçük bir boşluk
giriyor aramıza
ve biz kalamıyoruz ayrılmadan.
TÜM GEÇEN GÜNLERSE
BİRER KUYRUKLU YALAN...
27 Temmuz 2009 Pazartesi
UYUMSUZLUK YASASI
uyumsuz adım marşla
bastım gaza,
kalamazdım hız sınırında,
virajı da aldım,
otostopçuyu da.
mola vermedim
direksiyona yumdum ellerimi...
karar vermek yok
uygulamak da,
sadece geçip gitmek!
sayısız levha aşıp
hiç olmayan yerde
hiç olmayan sevgiliye
ermek var,
ya da sadece erme düşüncesi...
bu düşünceye verebilirim ömrümü,
uzun - kısa bakmadan
buna adayabilir,
hiç düşünmeden
sırra kadem,
uyumsuzluk yasası ardında
hiç olmayan
olabilirim,
ya da sadece olmama düşüncesi yeter bana...
bastım gaza,
kalamazdım hız sınırında,
virajı da aldım,
otostopçuyu da.
mola vermedim
direksiyona yumdum ellerimi...
karar vermek yok
uygulamak da,
sadece geçip gitmek!
sayısız levha aşıp
hiç olmayan yerde
hiç olmayan sevgiliye
ermek var,
ya da sadece erme düşüncesi...
bu düşünceye verebilirim ömrümü,
uzun - kısa bakmadan
buna adayabilir,
hiç düşünmeden
sırra kadem,
uyumsuzluk yasası ardında
hiç olmayan
olabilirim,
ya da sadece olmama düşüncesi yeter bana...
07 Temmuz 2009 Salı
KUŞ, DAL VE YAZ
SAÇMADAN SAPAN YAPILMIŞ
O AN
BİR KUŞ DÜŞMÜŞ DALINDAN...
KAÇ YAZ KALDI
HATIRLANACAK DAHA,
ANLAĞA YAZILIP
GÖZDEN GEÇTİĞİNDE
HALA DALINDA ŞAKIYIP,
SAÇMAYI SAPANI
UMURSAMAYACAK?..
O AN
BİR KUŞ DÜŞMÜŞ DALINDAN...
KAÇ YAZ KALDI
HATIRLANACAK DAHA,
ANLAĞA YAZILIP
GÖZDEN GEÇTİĞİNDE
HALA DALINDA ŞAKIYIP,
SAÇMAYI SAPANI
UMURSAMAYACAK?..
KIRMIZI OJE
Yalnızlığın ağırlığı
Çökertti omuzlarımı
Koltuğa ters açıyla...
Kırmızı ojeler
Herbiri gelişigüzel çıkmış
Fotoğraf sanki...
10 parmağımın marifetleri
Gülümseyen tek onlar.
Hayatın ta kendisi
Öylece oluvermek,
Kendini dayatır.
Sevmediğim yemek
Boğazımdan geçer
Kendini yaşatır,
Benimse hepsini
Kusmak gelir içimden.
Ama yaptığım
Uysal bir kız çocuğu olup
Köşemde sessiz sakin,
Kırmızı ojelerimi
yeniden
yeniden
yeniden
sürmek olur.
Çökertti omuzlarımı
Koltuğa ters açıyla...
Kırmızı ojeler
Herbiri gelişigüzel çıkmış
Fotoğraf sanki...
10 parmağımın marifetleri
Gülümseyen tek onlar.
Hayatın ta kendisi
Öylece oluvermek,
Kendini dayatır.
Sevmediğim yemek
Boğazımdan geçer
Kendini yaşatır,
Benimse hepsini
Kusmak gelir içimden.
Ama yaptığım
Uysal bir kız çocuğu olup
Köşemde sessiz sakin,
Kırmızı ojelerimi
yeniden
yeniden
yeniden
sürmek olur.
20 Haziran 2009 Cumartesi
BIG BANG
SONUÇTA BİR TOZ BULUTUYDU
DÖNE DÖNE DEĞİŞTİ
DÜNYA DA!
BİR BIG BANG E BAKAR
DÖNE DÖNE DEĞİŞİR;
KARAKTER BİLE SADIK DEĞİL,
ZAMAN GİRER ONUN DA KANINA.
ÖNCE,
BİR DÜZ TEPSİDİR
SONRA,
SANIRSIN SALLAR BİR ÖKÜZ ONU BOYNUZUNDA
OYSA GERÇEK,
KABAK GİBİ
ÖYLECE DURUR ORTADA...
DÖNE DÖNE DEĞİŞTİ
DÜNYA DA!
BİR BIG BANG E BAKAR
DÖNE DÖNE DEĞİŞİR;
KARAKTER BİLE SADIK DEĞİL,
ZAMAN GİRER ONUN DA KANINA.
ÖNCE,
BİR DÜZ TEPSİDİR
SONRA,
SANIRSIN SALLAR BİR ÖKÜZ ONU BOYNUZUNDA
OYSA GERÇEK,
KABAK GİBİ
ÖYLECE DURUR ORTADA...
17 Mayıs 2009 Pazar
VASAT
erkenciliğin telaşında
geç kalınmış hayat;
tırpan vurmazsın,
nadası zamansız
hasadı vasat.
sorsan hayata söyler
aslında
er kalkılmış sabah
geç kalınmış gecedir.
der ki:
doğsun güneş bırak,
sen gecenin payını eşit dağıtmaya bak.
geç kalınmış hayat;
tırpan vurmazsın,
nadası zamansız
hasadı vasat.
sorsan hayata söyler
aslında
er kalkılmış sabah
geç kalınmış gecedir.
der ki:
doğsun güneş bırak,
sen gecenin payını eşit dağıtmaya bak.
05 Mayıs 2009 Salı
matematik fukarası
aşk
bir dengesizlik işidir,
kesişmeyen kümelerin
birleşim hayalinden
çıkar çoğu zaman.
aşk,
matematik fukarasıdır.
bir dengesizlik işidir,
kesişmeyen kümelerin
birleşim hayalinden
çıkar çoğu zaman.
aşk,
matematik fukarasıdır.
23 Nisan 2009 Perşembe
KALPTEN
KALBİM BÜYÜYOR
ALDIĞIM NEFES KALBİME GİDİYOR
YEDİĞİM YEMEK...
BİRŞEY SÖYLESE BİRİ
KALBİM DİNLİYOR ONU.
DÖNÜP BAKSAM...
KALBİME SÜRÜYORUM OJEYİ
FAR KALBİME,
RİMEL...
BİR TEMPODAYIM
KALBİMİ TARIYORUM MÜTEMADİYEN.
ÜZERİNDE DURDUĞUM DÜNYAYA,
KALBİMİ BASIYORUM.
FIRTINAYA YUMUP GÖZLERİNİ
ÖYLECE DURMASINI BİLMİŞSEN DE
-35’İNDE SEN-
KALANI TAMİR ETME UMARSIZLIĞINDA,
SANA ZIRH YİNE,
KALBİM OLUYOR...
ALDIĞIM NEFES KALBİME GİDİYOR
YEDİĞİM YEMEK...
BİRŞEY SÖYLESE BİRİ
KALBİM DİNLİYOR ONU.
DÖNÜP BAKSAM...
KALBİME SÜRÜYORUM OJEYİ
FAR KALBİME,
RİMEL...
BİR TEMPODAYIM
KALBİMİ TARIYORUM MÜTEMADİYEN.
ÜZERİNDE DURDUĞUM DÜNYAYA,
KALBİMİ BASIYORUM.
FIRTINAYA YUMUP GÖZLERİNİ
ÖYLECE DURMASINI BİLMİŞSEN DE
-35’İNDE SEN-
KALANI TAMİR ETME UMARSIZLIĞINDA,
SANA ZIRH YİNE,
KALBİM OLUYOR...
ENAYİ
MUTSUZLUĞUN UCUNDAYIM
GİTSEM
YOK VARILACAK BİR YER
DÖNSEM
ÇOK UZAK BİR YERDESİN
ÜSTELİK TAKATSİZ,
HIRPANİ BİR ENAYİYİM.
KİMSENİN BİLMEDİĞİ BU YERDE
MUTSUZLUĞUN SON UCUNDA
YERLEŞİP KALACAĞIM
KENDİMİ, KENDİM BİLE UNUTACAĞIM...
GİTSEM
YOK VARILACAK BİR YER
DÖNSEM
ÇOK UZAK BİR YERDESİN
ÜSTELİK TAKATSİZ,
HIRPANİ BİR ENAYİYİM.
KİMSENİN BİLMEDİĞİ BU YERDE
MUTSUZLUĞUN SON UCUNDA
YERLEŞİP KALACAĞIM
KENDİMİ, KENDİM BİLE UNUTACAĞIM...
16 Nisan 2009 Perşembe
İÇ KANAMA
Aktı kan
Al al,
Koyu, kinli...
Göster hünerini
İzini bırak,
Bırak insanlığa sen de lekeni.
Kaşınıyor hala
Tatlı tatlı,
Kanatmak geliyor
Acı acı yeniden.
Görünenden öte,
İç kanama geçiriyoruz
Ama bir türlü ölemiyoruz...
Al al,
Koyu, kinli...
Göster hünerini
İzini bırak,
Bırak insanlığa sen de lekeni.
Kaşınıyor hala
Tatlı tatlı,
Kanatmak geliyor
Acı acı yeniden.
Görünenden öte,
İç kanama geçiriyoruz
Ama bir türlü ölemiyoruz...
07 Nisan 2009 Salı
DUYGU SALI
duygu salıyım
çarşambaya hasret
pazartesiye kırgın
salının içinde yalnız
karaya vurmuş
denize küskün ama
kıyısından ayrılamadan oturanım....
çarşambaya hasret
pazartesiye kırgın
salının içinde yalnız
karaya vurmuş
denize küskün ama
kıyısından ayrılamadan oturanım....
25 Mart 2009 Çarşamba
OLMAYACAK ŞEY
yeni bahar
ağır bir karın ağrısı...
güneş rüzgarla dönerken havada,
bir kız çocuğu
şapkasını yerden alıyor
saçları yüzüne dağılmış
ah diyorum keşke
benim de kızım olsa...
olmayacak şey ama
işte meşhur bahar kaşınması...
ağır bir karın ağrısı...
güneş rüzgarla dönerken havada,
bir kız çocuğu
şapkasını yerden alıyor
saçları yüzüne dağılmış
ah diyorum keşke
benim de kızım olsa...
olmayacak şey ama
işte meşhur bahar kaşınması...
12 Mart 2009 Perşembe
DOĞRULAMA
denizde açan esmer,
asi bir çiçek,
kökünü suya salmış,
sefersiz turlar düzenliyor
dünyaya...
yatkın iklimlere de
yine de ister
bir beyaz çiçek yanına
esmerliğini doğrulamaya...
asi bir çiçek,
kökünü suya salmış,
sefersiz turlar düzenliyor
dünyaya...
yatkın iklimlere de
yine de ister
bir beyaz çiçek yanına
esmerliğini doğrulamaya...
07 Mart 2009 Cumartesi
SICAK İKLİMİN ÇİÇEĞİ
Patlatıp toprağını
Kucak açmış yeni dünyaya
Mucizesini yaratmış
Korkusuz,
Güneşe dik duruşu bu yüzden.
Gölgesiyle güçlü O
Her gece huzursuz.
Bunu da boşvermiş ama
Birşeyler var geceye saklayamadığı;
Şehrin yatağında kıpırtısız,
Keskin duruşunda gizlemeye çalıştığı
Okunması zor kelimeler gibi
Esnek gülüşleri...
Serp
Kucak açmış yeni dünyaya
Mucizesini yaratmış
Korkusuz,
Güneşe dik duruşu bu yüzden.
Gölgesiyle güçlü O
Her gece huzursuz.
Bunu da boşvermiş ama
Birşeyler var geceye saklayamadığı;
Şehrin yatağında kıpırtısız,
Keskin duruşunda gizlemeye çalıştığı
Okunması zor kelimeler gibi
Esnek gülüşleri...
Serp
02 Mart 2009 Pazartesi
06 Şubat 2009 Cuma
AYRILIĞIN GÖZÜ
Ayrıl şehirden
Gözün ışıklarında kalsın
Dolaştığın sokakları seçmeye çalış
Dolaşamadıkların için,
İçin yansın.
Gündüzü mü, de,
Gecesi mi?
Zannedersin ki
Şehri böyle böler, azaltırsın.
Kirpiklerinin telaşında
Geç kalmış yolun
Al basmış yanlarına
Hızlı akıyor
Yabancılara…
Tamam,
Omuzlarını yeni şehrine yasla,
Büyülü şarabını yudumla,
Dualarını fısılda.
Ama bak, bil bunu,
Ayrılığın gözü ayrılıkta,
Her ayrılık ,
Bir başka ayrılığa,
Aşkla bakmakta…
Gözün ışıklarında kalsın
Dolaştığın sokakları seçmeye çalış
Dolaşamadıkların için,
İçin yansın.
Gündüzü mü, de,
Gecesi mi?
Zannedersin ki
Şehri böyle böler, azaltırsın.
Kirpiklerinin telaşında
Geç kalmış yolun
Al basmış yanlarına
Hızlı akıyor
Yabancılara…
Tamam,
Omuzlarını yeni şehrine yasla,
Büyülü şarabını yudumla,
Dualarını fısılda.
Ama bak, bil bunu,
Ayrılığın gözü ayrılıkta,
Her ayrılık ,
Bir başka ayrılığa,
Aşkla bakmakta…
HAYATIN KARA-YOLU
Şehirlerarası yol almak
Değil ki,
Kaç saat sürer söylesinler
Yaşamak.
Ön cama yapışan
Leş manzarasıyla
Daha ne kadar gidilecek?
Siliyorum
İzler kalıyor
Yazık,
Her şey sıvaşıyor gittikçe
Akışkan değil
Yapışkan!
Neye baksam
içime yapışıyor.
Renklerce, kokularca,
Zamanlarca geçerek
Gittiğim gideceğim
Hayatın Kara
Yolu
Değil ki,
Kaç saat sürer söylesinler
Yaşamak.
Ön cama yapışan
Leş manzarasıyla
Daha ne kadar gidilecek?
Siliyorum
İzler kalıyor
Yazık,
Her şey sıvaşıyor gittikçe
Akışkan değil
Yapışkan!
Neye baksam
içime yapışıyor.
Renklerce, kokularca,
Zamanlarca geçerek
Gittiğim gideceğim
Hayatın Kara
Yolu
CHECK - IN IT - IN / CHECK – IN IT - IN
Bir çekmece iskeletidir
Fotoğraf,
Çekilir ve kalır
Etinden geriye.
İtilir çekmeceye.
Çık işte bir şekilde
Ne fark eder
Tükenecek nefesinden
Bir ses gelmez ki görüntüye.
Düşün,
Dinazor
Fotoğrafı çekilmemiş
İskeletinden resmedilmiş.
Bizse resmimizden iskeletleniyoruz
Eti çekilmiş resimlerimizle
Çekmecelere itiliyoruz.
Fotoğraf,
Çekilir ve kalır
Etinden geriye.
İtilir çekmeceye.
Çık işte bir şekilde
Ne fark eder
Tükenecek nefesinden
Bir ses gelmez ki görüntüye.
Düşün,
Dinazor
Fotoğrafı çekilmemiş
İskeletinden resmedilmiş.
Bizse resmimizden iskeletleniyoruz
Eti çekilmiş resimlerimizle
Çekmecelere itiliyoruz.
BİÇİLMİŞ
Çek içine, doldur iyice
Yeni biçilmiş çim kokusunu
Olanca yeşiliyle.
Karışsın, sarsın gözlerini
Ve onu göster
Yanındaki herhangi birine
Herhangi bir-iki saniye.
Görünmeyecektir sence
Yeni biçilmiş gözlerinde
Çim kokusu
Hal bu ki
Sen kapanıyorsun
Kederine
Gözlerinin yerine.
Biliyorum
Yetmeyecek
Çizgi çizgi, yol yol izleyeceksin
Hayatın sana ettiğini
Ve sonunda
Biliyorum,
Suçlayacaksın
Yine çimleri biçeni...
Yeni biçilmiş çim kokusunu
Olanca yeşiliyle.
Karışsın, sarsın gözlerini
Ve onu göster
Yanındaki herhangi birine
Herhangi bir-iki saniye.
Görünmeyecektir sence
Yeni biçilmiş gözlerinde
Çim kokusu
Hal bu ki
Sen kapanıyorsun
Kederine
Gözlerinin yerine.
Biliyorum
Yetmeyecek
Çizgi çizgi, yol yol izleyeceksin
Hayatın sana ettiğini
Ve sonunda
Biliyorum,
Suçlayacaksın
Yine çimleri biçeni...
ÇOCUK KAHKAHASI
Bir akşam manzarasıdır seninle zaman
Huzurlu ve mutlu yansımaları
Yüzümüze vuran.
İşte yine bir uçak havalandı
İçindeki yüzlerce hayalden güç alan,
Bir ağaç açıklıkta sezdirdi yapraklarını...
Ve
Baktığımızda birbirimize
Bir çocuk kahkahası geldi
Gözlerimiz arasında kurulu salıncaktan.
Huzurlu ve mutlu yansımaları
Yüzümüze vuran.
İşte yine bir uçak havalandı
İçindeki yüzlerce hayalden güç alan,
Bir ağaç açıklıkta sezdirdi yapraklarını...
Ve
Baktığımızda birbirimize
Bir çocuk kahkahası geldi
Gözlerimiz arasında kurulu salıncaktan.
YAKINSIN
Yola çık
Yol açık dedi dostum.
Açık yola çıktım
Ne kadar götürürse
O kadar olacaktım.
Bazı izleri bulmak için
Hiç olmadığın yerlere bakmalısın
Ne kadar yoldaysan
Anla ki o kadar yakınsın.
Yol açık dedi dostum.
Açık yola çıktım
Ne kadar götürürse
O kadar olacaktım.
Bazı izleri bulmak için
Hiç olmadığın yerlere bakmalısın
Ne kadar yoldaysan
Anla ki o kadar yakınsın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

